Özdeşleşmiştir ne demek ?

Dikcam

Global Mod
Global Mod
Özdeşleşmiştir Ne Demek?

Özdeşleşmiştir… Hadi bakalım, bir kelime daha öğrenelim ve anlamını bir kenara bırakıp, bu kavramın hayatımıza nasıl yansıdığını keşfe çıkalım. Herkesin hayatında en az bir kez “özdeşleştiği” bir şey vardır: belki o kaybettiğiniz eski tişört, belki de o müthiş diziyi izlerken içinizde doğan “Ben de bunun yerinde olsaydım!” duygusu. Ama şimdi biraz daha derinlere inelim. “Özdeşleşmek” derken sadece kendimizi bir karakterin, bir fikrin veya bir durumun içine yerleştirmekten mi bahsediyoruz, yoksa gerçekten, kalbimizin ve zihnimizin bir parçası olma sürecinden mi?

Özdeşleşmek, temelde bir kimlik duygusu yaratma haliyle ilgilidir. Ama bunu öyle sıradan bir şekilde düşünmeyin. Kendini, başka birinin (ya da başka bir şeyin) yerine koymak, bazen o kadar içine işler ki, artık o kişi veya şey, bir bakıma siz olursunuz. Ne demek istediğimi birazdan daha iyi anlayacaksınız.

Erkekler, Strateji ve “Çözüm Odaklı” Özdeşleşme

Erkekler özdeşleşirken, çoğu zaman “stratejik” bir yaklaşım benimseme eğilimindedirler. Yani, bir durumu ya da karakteri sahiplenirken, bir çözüm üretmek, doğru adımları atmak gibi pratik düşüncelerle hareket ederler. Elbette, bu sadece genellemelerle yapılmış bir yorum, ama birçok durumda bir adamın “tam olarak ne yapması gerektiğini” düşündüğü bir senaryoda özdeşleşmesi oldukça yaygın. Mesela, zorlu bir takım oyunu ya da kriz anı… Erkeklerin bir kahraman gibi ortaya çıkıp çözüm önerileri sunma isteği, adeta bir içsel “Kod: Lider” yazılımı gibi işliyor.

Ama tabi burada özdeşleşmenin farklı seviyeleri de var. Bir adam, bir aksiyon filminde karakterle özdeşleştiğinde, kendini sadece olayın kahramanı olarak görmekle yetinmez. Aynı zamanda nasıl bir strateji izleyerek "en iyi çözümü" bulacağına da kafa yorar. Örneğin, o ünlü “bütün mermiler tükendi, sadece bir saniyen var!” sahnesi… Erkeklerin bu sahnelerdeki özgün deneyimi biraz “plan yapmaya başlamak” olabilir. Çözüm odaklı bir yaklaşımdan bahsediyoruz sonuçta!

[color=]Kadınlar, Empati ve “İlişki Odaklı” Özdeşleşme

Kadınlar için özdeşleşmek, genellikle daha empatik ve ilişki odaklı bir süreçtir. Bir karakterin yaşadığı duygusal deneyimleri, zorlukları ya da içsel çatışmaları hissetmek, kadının özdeşleşme biçiminde önemli bir rol oynar. Özdeşleşmiş bir kadın, genellikle karakterin duygusal yolculuğuna katılır. Kendini, başkalarının hislerini anlayarak daha derinden bağlar. Bu, özellikle duygusal derinliği olan hikayelerde ya da ilişkisel çatışmaların yoğun olduğu senaryolarda kendini gösterir.

Mesela bir kadın, bir drama dizisinde baş karakterin zor bir ilişkiyi ya da ailevi sorunları çözmeye çalışırken, yalnızca dışarıdan izlemekle yetinmez. Onun yerine, duygusal karmaşaya kapılıp, kendini o karakterin yerine koyar ve duygusal süreçlerini anlamaya çalışır. Empati, burada sadece başkalarını anlamaktan çok daha fazlasıdır; o kişiyi, adeta kendi kimliğiyle özdeşleştirir. Kendini başkasının yerine koymak, sadece “şu an ne hissettiğini” anlamak değil, aynı zamanda o karakterin bakış açısını, yaşadığı zorlukları hissederek kabul etmek anlamına gelir.

Özdeşleşmenin Çeşitli Yüzleri

Tabii, özdeşleşmek her zaman cinsiyetle sınırlı bir kavram değil. Çoğu zaman bir karakterle ya da bir durumla özdeşleşme, kişinin yaşadığı tecrübeye ve bakış açısına bağlı olarak farklılıklar gösterir. İşte burada işin ilginç yanı: bir adam aksiyon filminde “kahraman”la özdeşleşebilirken, başka bir adam aynı filmde karakterin yaşadığı duygusal zorluklarla özdeşleşebilir. Aynı şekilde, bir kadın dramatik bir diziyi izlerken baş karakterin yaşadığı psikolojik savaşı daha çok hissedebilirken, bir başka kadın aynı sahnede karakterin ailevi ilişkilerini mercek altına alabilir. Yani özdeşleşme, herkesin kendi dünyasında farklı şekilde gelişir ve bu da onu oldukça ilginç kılar.

Özdeşleşme, bazen kişisel deneyimlerin bir sonucu olabilir. Örneğin, bir göçmen, zor bir hayat mücadelesi veren bir karakterle kolayca özdeşleşebilir. Çünkü yaşadığı koşullar, tıpkı o karakterin yaşadığına benzer zorluklarla doludur. Bir sanatçının hayatına dair bir film izleyen bir izleyici, kendi sanat yolculuğuyla o filmi özdeşleştirebilir. Özdeşleşme, bazen sadece bir kimlik arayışı değil, aynı zamanda duygusal bir bağ kurma çabasıdır.

[color=]Sosyal Medyada Özdeşleşme: Kendine Bir Karakter Seç!

Günümüz dünyasında sosyal medya, özdeşleşme olgusunu bambaşka bir boyuta taşıdı. İnsanlar, sosyal medya üzerinden popüler bir karakter ya da figürle kendilerini özdeşleştirebiliyor. Örneğin, Instagram’da sürekli #influencer olan birini takip ederken, izlediğimiz o kişinin hayatını adeta kendimize entegre ediyoruz. Kendi kimliğimizi, o kişinin yaşam tarzıyla özdeşleştiriyoruz. Bu bazen oldukça zararsız olabilirken, bazen de kendi benliğimizden çok uzakta bir yaşam tarzını dayatmak gibi hissettirebilir. Yani, sosyal medyanın özü, özdeşleşmenin “yeni” bir arena haline gelmesidir.

Düşündüren Sorular:

- Özdeşleştiğimiz karakter ya da durumlarla gerçek hayatımızda da bu kadar empatik ve çözüm odaklı olabilir miyiz?

- Özdeşleşmek, kişisel gelişim için bir araç olabilir mi yoksa kendimize dair algımızı daha da daraltan bir tuzak mı?

- Sosyal medyada özdeşleşme, bizi ne kadar etkiliyor ve kendimizi gerçekten kim olarak tanımlıyoruz?

Sonuç: Özdeşleşmek, Bazen Kendini Buldurur, Bazen Kaybettirir

Özdeşleşmek, bir anlamda kendimizi yeniden yaratma sürecidir. Ya stratejiyle, ya empatiyle, ya da sadece bir yaşam biçimiyle… Kimse tam olarak aynı şekilde özdeşleşmez; herkes kendi yolunu bulur. Erkekler ve kadınlar, stratejiyle ya da empatiyle özdeşleşse de, bu süreçlerin her biri kendi içinde benzersizdir. Her birey, farklı duygusal zorlukları ve toplumsal baskıları hissederek, özdeşleştiği kişileri ya da hikayeleri farklı şekillerde deneyimler. Ve bu deneyimler, her zaman bize “kendi kimliğimizi nasıl tanımlıyoruz” sorusunun yanıtını bir adım daha yaklaştırır.
 
Üst